01 Mayıs 2011

Nil Gün.. Okumalısınız ;)


Ben büyük bir Nil Gün fanıyımdır. merak edenler bakabilirler tıkla.
Geçenlerde bir konuşmasını dinledim ve bir kez daha hayran kaldım. Erkekler üzerine, evlilik üzerine kişisel konuları içeriyordu. Biraz bahsetmek istiyorum.
Bize sevgi nedir diye sorulduğunda hepimiz mükemmel sözler söyleriz, edebi konuşmalar yaparız. Oysaki biliçaltındaki sevgi asıl gerçek olandır. 0-6 yaş arasında bize sevgi nasıl öğretildiğse, yetişkinliğimizde de sevgiyi ona bağdaştırırız. Bu özellikle kadınların eş seçiçiminde en önemli etken. Örneğin 0-6 yaş döneminde baba bize ne ifade ediyor? baba otoriteyse, baba korku demekse, baba anneyi dövüyorsa, baba anneyi terkediyorsa yada baba etkisiz elemansa, baba pasifse biliçaltı sevgiyi buna yorumluyor. Yani büyüdüğünüzde de sevgi sizin için bu demek oluyor. Hayatınıza tıpkı babanızın verdiği sevgiyi bağdaştırarak erkek seçiyorsunuz. Bunu bilerek değil istemdışı yapıyorsunuz. Biliçaltı tıpkı bir mıknatıs gibi o tarz erkekleri hayatınıza çekiyor. Eğer otoriter bir babanız olduysa yetişkinliğinizde tıpkı babanız gibi otoriter sert erkekleri seçersiniz. Çünkü otorite=sevgi demek oluyor. Eğer babanız 0-6 yaş döneminde nötr davrandıysa yani ne sevgi ne otorite görmediyseniz sevgi sizin için bağımlılık olucak ve hayatınıza giren kişilerden kolay kolay vazgeçemiycek bağımlı olarak yaşıycaksınız. Sebebi aç olduğunuz sevgiyi sevdiğinizi sandığınız kişiyle bağdıştırmanızdır. Bu aynı şekilde anne içinde geçerlidir. Annenin vermiş olduğu sevgi yine bütün hayatımızı etkileyecektir. Annenizden ne gördüyseniz sizde evladınıza öyle davranacaksınız. Bu liste böyle sürüp gider.
İkinci değinmek istediğim konu sevdiğiniz kişiden ilgi ve sevgi beklemek. Nin Gün sevgiyi çikolataya benzetiyor. Eğer bende çikolata varsa ve sen benden çikolata istersen sana çikolatamdan verebilirim. Ama bende yoksa sana çikolata veremem. Tıpkı sevgi ve ilgi gibi. Eğer ben kendimi sevmiyorsam sana sevgi veremem ilgi gösteremem. Kişi ancak ve ancak kendini sevdiği zaman sevgilisine yada eşine sevgi ve ilgi gösterebilir. Kendini sevmiyorsa ondan hiçbirşey beklemeyin. Tabi kime sorsak herkez kendimi seviyorum der. Kimse kendine toz kondurmaz. Oysa insanların yarısından fazlası kendini sevmiyor. Sevmek demek güzellik, başarı, yada insanların seni ne kadar sevdiği değildir. Yine söylüyorum sevgi 0-6 yaş arasında kazanılmış bir duygudur. Yeterince sevilmediyseniz kendinizide sevemiyorsunuz. Ama bu hep böyle sürecek değil. Bunu en güzel Nil Gün'ün kendi sözleriyle anlatır;
"Sevme yetisini çocukluk döneminde sevilerek kazanırsın. Sevilerek sevmeyi öğrenmek sadece çocukluk dönemine özgüdür. Yetişkinlik döneminde ne kadar sevilirsen sevil sevmeyi öğrenemezsin. Yetişkinlik döneminde sevme yetisini yeniden kazanmanın ilk basamağı kendini sevmeyi öğrenmekten geçiyor.Sevgimizi göstermenin en sahici yolu sevdiklerimizi gelişim ve değişimleri için teşvik etmektir. Kendimizi sevmenin en sahici yolu da kendi önümüzden çekilerek değişimi ve gelişimi kucaklamaktır."
Son olarak bir konuya daha değinmek istiyorum. Hayatındaki erkekle evlenmeden önce bakmanız gereken bir kaç püf nokta var. En önemli nokta onunla yemeğe gitmek. Lokantadaki garsona nasıl davrandığını çok iyi gözlemleyin. Çünkü emin olun garsona nasıl davranıyorsa 6 ay sonra size de öyle davranacak, belkide 6 ay bile olmadan. Yemek yeme şeklinden, oturmasından kalkmasına herşey size ipucu veriyor. Kültür seviyesini ve kişiliği hakkında çok net bilgiler edinebilirsiniz. Bir diğer nokta ise arabasına binmek. Şehir içinde trafik kullanışını iyi gözlemleyin. Küfür ediyor mu? Aşırı sinirleniyor mu? Bağırıyormu? İnsanlara tepkisi nasıl? Bunlarda yine size nasıl davranacağı hakkında kesin bilgiler içeriyor.
Bir önemli nokta da annesiyle ilişkisi nasıl? En tehlikelisi anne kuzularıdır. Eğer annesine fazla düşkün erkekle evlenirseniz, siz bir koca değil evlat edinmiş olacaksınız ve hayatınız boyunca ona annelik ediceksiniz. Annesiyle bağları aşırı kopuk olan erkekler yine sevgisiz adamlar olacaklar ve hayatınız boyunca ondan sevgi ve ilgi bekliyceksiniz..
Nil Gün'ün bizlere anlattıklarını elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Daha çok fazla konu var anlatılacak fakat bugünlük bu kadar yeter. Ondan öğreneceğimiz çok fazla şey olduğunu düşünüyorum. Ne kadar canımızı acıtsada bunlar gerçekler....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder