12 Temmuz 2010

Gözyaşlarımı Biriktiriyorum...


Göz yaşlarımı biriktiriyorum. İlerde, kendime ait bir göl yapacağım. Kenarında küçük, ağaçtan bir ev olacak.
İçine küçük çiviler çakıp, özenle sakladığım büyük özlemlerimin resmini asacağım.
Şöminede yalnızlığımdan kestiğim kuru odunlar yanacak ve ısıtacak içerisini, içimi.
Serseri ruhumun postunu önüne serip, üstünde, itinayla yaşadığım, sevdalarımın yıllanmış şarabını içeceğim.
Neden çalmıyor? diye düşünebileceğim bir telefonum olmayacak.
Beni bulmak isteyenler, sessizliğimin içindeki sesi takip ederek kapımı çalabilecekler.
Ki bu ses sadece duymak isteyenlere duyuracak kendini.
Kapımın önünü, filtresini çocukluğumun renkli düşlerinin ateşlediği bir gaz lambası aydınlatacak.
Bahçemde, umutlarımla sulayacağım ve her mevsim yüzünü gösterecek çiçekler açacak.
Pencere kenarlarına, tutkularımı yoğurarak yaptığım saksıları yerleştireceğim.
Perdeler, inatçılığımın işe yaramayan parçalarından arta kalanlardan yapılacak ve
Güneş her sabah o perdelerin arasından sızarak, vücudumun bir kadın olduğunu unutan yaralı yanlarını uyandıracak.
Güneş batımlarında, üstüme, yaklaşan karanlığın montunu alarak, kurduğum iskeleden göle olta atacağım.
Misinama takılan balıklar, mangalda bekleyen heyecanlarımın kömüründe kızaracak.
Her akşam masamda bir otuzbeşlik hüzün, bol zeytinyağlı gönül salatası, üstünde bir demet maydanoz olan, umut dolu bir haydari ve beyazlığını düşlerimden alan bir parça peynir olacak.
Sigaramın dumanını alsın diye masanın bir köşesine de, cevapsız kalan sorularımdan yaptığım bir mum yakacağım.
Şarkılar sırayla dudaklarımı ziyarete gelecek, hüznümün tuzlu göz yaşlarını melodilerimin içinde başıma taç yapacağım.
Sıradan bir günün sıradan bir gecesinden geçerken, şarkılar gözlerimi uzaklara taşıyıp yakınlarıma getirecek.
Özenle sakladığım bol köpüklü isyanlarımı yolluk namına içeceğim.
Sarhoşluğum, sadece sadık yarim yalnızlığımdan gelecek.
Başımı yalnızlığımın omzuna yaslayıp, ıslanan gözlerimi ellerimin yorgun parmaklarıyla sileceğim.
Hiç belli olmaz, belki de gereksiz korkularımın tahtalarından yaptığım sallanan saldalyemde geceye dalacağım.
Olur da sızmazsam eğer, içimde hep benimle beraber olan sevimli haylazlığıma sarılarak uyuyacağım.
Vadesi çoktan dolmuş ve sabırla beklenilen sıcak kavuşmalar girecek düşlerime ve
Her sabah yüzümde bu düşlerin bıraktığı buruk gülümsemelerle uyanacağım.
İnkar edeceğim aynaya yansıyan sevimsiz bakışlarımı ve endişelerime inat,
Elinde balonla bekleyen çocuk yüreğimin kapısını sevdaya aralık bırakacağım.

Evet. Göz yaşlarımı biriktiriyorum. İlerde, kendime ait bir göl yapacağım.
Kenarında küçük ve ağaçtan bir ev olacak. Evim çok güzel olacak.
Ağaçlar bile kıskanacak ve gölgesini düşürecek en derin sohbetlere.
Göz yaşlarımı biriktiriyorum. İlerde, kendime sularında çırılçıplak yüzebileceğim bir göl yapacağım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder